İçecekler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İçecekler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Şubat 2011 Çarşamba

Kumpir, Limonata ve Çikolatalı Krema

Yesem yesem doymasam... Kumpiri çok seviyorum. Yumuşak patatesli, kaşarlı kısmını da, üzerindeki ıvır zıvırını da, en üstteki ketçap, mayonezini de... Bitince kabuğunu sıyırmasını da... 
Ben seviyorum diye eşim en kocamanlarından tam kumpire yaraşır patatesler almış, getirmiş. Hemen kumpir yaptım, evde yapımı da kolay, patatesler fırında pişerken üst ıvır zıvırını hazırlamak için yeterince vakti oluyor insanın. Yanına da mis gibi bir limonata, kumpirden sonra da çikolatalı krema... İyi oldu, şişmanladık, yarasın :)
Resimler akşam ışığında çok iyi çıkmasa da kumpir harikaydı.
Kumpir:
Malzemeler:
2 Kocaman patates
1 Yemek kaşığı tereyağı
2 Su bardağına yakın rendelenmiş kaşar peyniri
Tuz
Ketçap
Mayonez

Üst malzemeleri:
4 Yemek kaşığı süt mısır (konserve)
6-7 adet minick kornişon turşu
6-7 adet siyah zeytin (Varsa yeşil de doğrayın, evde yoktu, ben koymadım)

Rus salatası için:
4 Yemek kaşığı garnitür (konserve)
1 Yemek kaşığı mayonez
1 Yemek kaşığı yoğurt
2 Adet minik kornişon turşu

Lahana salatası için:
3 Yemek kaşığı doğranmış mor lahana (Kaynar suda 1-2 dk haşlanmış olacak)
Tuz
1 Yemek kaşığı mayonez
1 Yemek kaşığı yoğurt
1-2 Damla limon

Zaten malzemelerin çoğu hazır, bir kısmını hazırlamak da vakit almıyor. İlk önce patatesleri yıkayıp kurulayın, bıçakla bir iki yerinden bıçaklıyoruz ki içleri de kolay pişsin. Folyoya sarıp 200-250 derece arası fırında 1 saat kadar pişiriyoruz. İçi pişmiş mi diye bıçak sokar anlarsınız, pişmediyse az daha pişirin.
Patatesi fırına atınca ıvır zıvırı hazırlamaya başlıyoruz.
Turşuları ve zeytinleri doğruyoruz. Kaşarı rendeliyoruz. Uyduruk rus salatamız için malzemeleri karıştırıyoruz, hazır. Yine lahana salatamız için lahanayı doğrayıp kaynayan suda haşlıyoruz. Ben cezvede haşlayıveriyorum, zaten azıcık lahana. Haşlarken tuzunu da atıyorum. Haşlandı mı 2-3 dk soğumasını bekleyip sonra diğer malzemelerini katıyorum mor lahana salatasının. Kısa sürede hazır oluyor.

O arada limonatayı da yapın hatta. Vakit bol daha nasılsa. Ben öyle yaptım.
Patatesler pişince folyolarını soyup patatesleri ikiye bölüyorum, içlerini bir kaba çıkarıp kaşar, tereyağ ve tuzla ezip karıştırıyorum. Becerebilen patateslerin içinde halletsin bu işi, kumpircilerin yaptığı gibi, ama zahmete ne gerek var di mi :) Ezip karıştırdıktan sonra içlerini patateslerin kabuklu kısımlarına geri koyuyorum. Üzerlerine de ıvır zıvırını yerleştirip ketçapını mayonezini sıkıp afiyetle yiyoruz efendim, soğutmayın, kaşara yazıktır, sıcakken yiyin.
Limonata:
3 Limon
1 Portakal
3 Su bardağı su
6 Yemek kaşığı şeker

En basitinden limonatamızı da yapıyoruz. Limon ve portakalı sıkıp su ve şekerle karıştırdık mı harika oluyor.
Üzerine de tatlı olarak Çikolatalı Krema, tarifi burada, o zaman iyi fotoğraflayamamışım, üzerine bu defa dondurmamızı da koyduk daha harika oldu. Keyifle yedik. Bu kremayı denemenizi tavsiye ederim, maraş usülü dondurma ile süper gidiyor.

18 Şubat 2011 Cuma

Gribe Karşı Osmanlı Çayı

 Gribim mis gibi devam ediyor. Akşamları iyice azıyor, kafayı koyacak yer arıyorum.
Dün, eşimin amcasını ziyarete gittik, katarakt ameliyatı olmuştu. Hanımı Güner Yenge ki çok tatlı bir kadın, grip olduğumu görünce bana acıdı, iki dakikada hemen Osmanlı çayı hazırladı, aktarlarda satılıyormuş, içinde medine gülü yaprakları, kurutulmuş portakal kabukları ve elma kabukları, karanfil, minik üzüm gibi tanecikler, ve daha ne olduğunu tam keşfedemediğim bir iki şey daha vardı. Tadı hoşuma gitti. Medine gülü yüksek miktarda c vitamini içeriyormuş ve gribe çok faydalı imiş. Hamile olduğum için biraz çekinerek içiyorum belki bir yan etkisi vardır diye ama sanırım iyi de geldi. Bugün daha bir zindeyim. Akşama eşime de demlicem bir bardak. O da kesin mikrobu kapmıştır benden, yataklara düşmeden bir müdahalede bulunalım.
Bir tatlı kaşığı Osmanlı Çayı'nı fincana koyup üzerine sıcak su dökün. 3-4 dk bekletin. İçine de 1 kaşık kestane balı. Çayınız hazır. Tadı da güzel, hani şifalı şeyler genelde çirkin olur ya, bunu keyiften bile içebilirsiniz, öyle hoş bir tadı var.
Bu arada bu Medine Gülü (Hibisküs) şekeri de düzenliyormuş, insanı rahatlatan bir etkisi varmış. Demek ki en kısa zamanda babam aranılacak ve anneme hibisküs alması tavsiye edilecek.

17 Mart 2010 Çarşamba

Vişne Kompostosu

Kompostonun böyle kolay birşey olduğunu bilmiyordum. Benim gözümde kompostoyu, reçeli, konserveyi "anne"ler yapardı. Ben de komposto yaptım aferin bana.

Malzemeler:
Vişne
Su
Şeker

Olaylar göz kararı gelişti. Kafama göre su koydum vişneye. Bir güzel kaynayıp rengini verdi. Suyu abartmadım ki tadı kaçmasın. Sonra da şeker katıp tadına baktım. Arzu ettiğim kadar şeker attım. Soğudu, bayıla bayıla kaşıkladık :) Demek ki artık "anne" olma yaşım gelmiş.

29 Kasım 2009 Pazar

Grip İçin Havlıcan Çayı (Domuz Gribi Dahil)



Uzun bir aradan sonra herkese merhabalar. Öncelikle Kurban Bayramınız mübarek olsun demek istiyorum. Tüm İslam alemine hayır getirsin inşallah. Allah için kestiğiniz kurbanlar kat kat sevap olarak yazılsın defterlerinize. İnşallah gerektiği gibi maddi imkanı olmayan ve et alacak durumu olmayan insanlara da ulaşmıştır kurban etleri. Bugün televizyonda yaşlıca bir teyze konuşuyordu. Kurban eti dağıtılan bir kuyruğa girmiş. 'Eşim öldüğünden beri sekiz senedir eve bir tavuk kanadı dahi girmedi.' diyordu. İnşallah onun gibi insanlara da ulaşmıştır kurbanlarınızın üçte biri.

 En son Tavuk Çorbası tarifi vermiştim, annem grip oldu demiştim. Peşinden ben de şifayı kaptım. Ateşlendim, yoğun bir öksürük, halsizlik, ciddi bir başağrısı... Bu sefer annem iyileşti, bana baktı. Babam tabi her zamanki gibi ailemizin daimi hasta bakıcısı... Sürekli bize bitki çayları demleyip içirdi. Bu havlıcan denilen bitkiyi de bir arkadaşından işitmiş. Erzurum'da o çetin soğuklara yenik düşmemek için her sabah havlıcan içerlermiş. Çörek otu da ölümden başka her derde devadır.' deyip babam çaya çörek otu da ekledi. Hiç ilaç kullanmadan bu çaylarla ve uzun yatak istirahatlarıyla gribi de yendik, yemek yemeyi de bırakmamak gerek. Tabi bu çayların içine ilgi, sevgi de katıldığı için daha çabuk ayaklanıyoruz belki de. İnsanın psikolojisi ne kadar iyi olursa o kadar çabuk ayaklanıyor. Bayramın ikinci günü sabahtan hastaydım, kahvaltı bile yapamadım, yarım dilim ekmek ve 2 zeytin ağzımda büyüdü durdu. Akşama sözlümün el öpmeye geleceğini duyunca hemen toparladım. O sebeple, demem odur ki, gönlünüzü ferah tutun. Siz gönlünüzü ferah tuttukça hiç bir hastalık sizi yenemez.

Malzemeler:
2 Parça havlıcan kökü
Yarım Çubuk tarçın
1 Silme çay kaşığı çörek otu

Tatlandırmak için:
Kestane balı

4 Su bardağı kadar suyun içine havlıcanı, tarçını ve çörek otunu atıp kaynatıyoruz, 1-2 dakika fokurdatıp ocaktan alıyoruz. Bardaklara koyup balla tatlandırıp içiyoruz. Çok değil ama biraz ılınırsa daha iyi tabi. Çok sıcak çaylar boğazı da dili de haşlıyor. Zaten sıcak ya da çok soğuk içmemek sünnettir de. İçer içmez boğazları yumuşatıyor, öksürüğü hafifletiyor.

25 Ekim 2009 Pazar

Sütlü Türk Kahvesi


 Fincan başına ölçüsü:
1 fincan süt
1 tatlı kaşığı kahve
1 çay kaşığı şeker (silik)


Cezveyi en küçük ocağa koyuyoruz, o kendi kendine pişiyor. Derken pişmesine yakın köpükler koyu renkten açık renge dönmeye başlıyor, köpükleri tatlı kaşığı ile alıp alıp fincanlara koyuyoruz. Sonra kaynayınca da kahveyi döküyoruz fincana. Yanına da illa ki ülker golden sütlü ya da fıstıklı çikolata olmalı. Afiyet olsun.
Related Posts with Thumbnails